İnsanlığı ve bütün âlemleri büyük bir hikmet ve gaye ile yaratan, bizleri varlığından haberdar eden, marifetinin nûru ile mümin kullarının kalp gözlerini açan Allah’a (c.c) sonsuz hamd ü senâlar olsun. Kâinata rahmet olarak gönderilen, hatemü’l-enbiyâ olan, Kevser havzının sahibi Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v), onun âline, ashâbına, Ehl-i beyt’ine ve yolunu takip eden bütün müminlere salât ve selâm olsun. İslâm tarihinde üzerinde en çok ihtilâfın bulunduğu konulardan birisi hiç şüphesiz takıyye kavramıdır. Bu kavram, geçmişten günümüze asıl anlam alanından kopartılıp farklı anlamlar çağrıştıracak şekilde kullanılmıştır. İslâm mezhepleri bu kavrama farklı mânalar yüklemişlerdir. Ehl-i sünnet’in genel telakkisi takıyye yapmanın bir ruhsat olduğu yönünde olurken, Şîa, takıyyeyi dinî bir yükümlülük saymakta, iman esasları arasında zikretmektedir.
