Çağımızda, bilimsel ilerlemenin yalnızca laboratuvar duvarları arasında kalmadığı, doğrudan yaşamın devamlılığı ve geleceği ile örtüştüğü kritik bir dönemi işaret etmektedir. Gezegenimizin maruz kaldığı çevresel baskılar, hızla tükenen doğal kaynaklar ve her geçen gün artan küresel gıda talebi, tarımsal üretimden ekolojiye kadar pek çok alanda köklü stratejik değişiklikleri ve yeni paradigmaları zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda fen ve mühendislik bilimleri, salt verimlilik arayışının ötesine geçerek; ekosistemi koruyan, etik değerleri gözeten ve bütüncül çözümler üreten bir misyon yüklenmiştir.
