Sanat, insanın kendini ve dünyayı anlama, ifade etme ve dönüştürme çabasının en kadim ve en etkili biçimlerinden biridir. Tarih boyunca farklı kültürlerde, dönemlerde ve bağlamlarda farklı biçimler alan sanat, her zaman içinde doğduğu toplumun değerleri, inançları, bilgisi ve teknolojisiyle yakın bir ilişki içinde olmuştur. Ancak 20. yüzyılın başlarından itibaren yaşanan hızlı toplumsal, siyasal, ekonomik ve teknolojik dönüşümler, sanatın da sınırlarını, işlevlerini, dilini ve izleyiciyle olan ilişkisini kökten bir biçimde yeniden tanımlamıştır. Modernizmle birlikte sanat, geleneksel temsil ve estetik normlardan kopuşun, biçim ve malzemenin özerkleşmesinin, sanatçının öznel ifadesinin merkeze yerleştiği bir sürece evrilmiş; postmodernizm ve çağdaş sanat pratikleriyle birlikte ise bu süreç, disiplinlerarasılık, teknolojiyle bütünleşme, izleyici katılımı ve kavramsal derinlikle daha da karmaşık ve çok katmanlı bir hâl almıştır.
